Blog

Bir Ramazan Bayramı Hikâyesi

bir-ramazan-bayrami-hikayesi
Genel Yazılar

Bir Ramazan Bayramı Hikâyesi

Bu bayram bir değişiklik olması ve uzun zamandır istediğimiz bir şeyi yapma imkânı bulduk. Sapanca’da bir otel ayarladık. Arife günü Eşimle birlikte yola çıktık. Sapanca Kırkpınar’daki Otele yerleştik.

Yönetim Kurulu üyesi değerli iş arkadaşım Erol Yakut’un İzmit/Karaabdülbaki köyünü, ailesini ve yaşamını merak ediyordum. Dinlenme, merak giderme ve konuşacağımız işimizle ilgili birçok konuyu konuşmak fazlası ile mümkün oldu.

Sapanca Allahın özel yarattığı bir cennet misali dünya harikası bir yer.

Bayramın ikinci günü Erol ile Kırkpınar, Maşukiye ve çevrede kısa bir tur yaptık. Göl kıyısında bir müddet yol aldık. Nefis villalar, enfes dükkanlar, alışveriş mekanları ile tam bir tatil köyü bana Kaliforniya’yı hatırlattı.

Erol’un Maşukiyedeki yazlık evinde Eşi ve 4 çocuğu ile bir araya geldik, bayramlaştık. Biraz soluklandıktan sonra hep beraber “Karaabdülbaki” köyüne gittik. Köyden sonra tekrar eve döndük akşam yemeği yedik.

Erol’un ablası ve eşi emekli öğretmen, köyün muhtarı Hüdayim Yıldız bizi karşıladı.

Bahçenin ortasında iki katlı bir köy evinde otuyorlar. Üst kattaki oturma odası panoramik görüşü olan her tarafı cam, sedirli özlediğim bir köy ve sosyal havası. Erol’un ablası tam bir iş kadını. Köy evinin Alt katında enfes köy mahsullerinden oluşan çeşitli ürünleri paketleyip pazarlıyor.

Eşi Hüdayim Bey köyün muhtarı son derece girişken ve modern kafalı bir köy lideri, Köyün her tarafı yemyeşil, harika manzarası olan, her tarafı meyvelik, yeşillik, modern.

Köyün çevresinde yaptığımız tur sırasında çok güzel köy yapıları, sosyal ve pik alanları, tarihi ‘yağmur duası” alanını gördük.

Tarım, Köy hayatı, yalın tarım konularını, projelerini ve tarımda gerçekleştirdikleri hakkında konuştuk.

Daha önce hem ziyaret hem iş diye boşuna giriş yapmadım. Aklımızda hep iş var. Türkiye tarımı var. Yalın Tarımın ülkemizde neler kazandırabileceğine olan hayallerimiz var. Biz bunları arıyoruz.

Erol arkadaşımın köy yaşamını bildiği ve bu yaşamı da hayatının bir parçası olarak kabul ettiği için Yalın Tarımın öneminin farkında, ancak bizim gibi düşünen yiğit emekli Toyota Üretiminden gelen birisini bulduğumuzda aksiyon olarak faaliyete geçeceğiz.

Geçmiş yıllarda Bursa merkezli, May Tohumculuk ile gerçekleştirdiğimiz yalın tarım kaynaklı çalışmalar bize cesaret veriyor. Türk köylüsü öğrenmeye son derecede yatkın, pratik insanlar, faydayı, lafı fazla dolandırmadan hemen anlıyor. Yeter ki önerilenlere aklı yatsın. Teorikten ve sözden pek anlamıyor. Görmesi, dokunması, denemesi ve kendisine erişilmesi lazım.

Sırf Türkiye’de yalın tarımı hayata geçirmek için 5 günlüğüne İsrail’e giderek, emekli İsrail Tarım Genel Müdürünün rehberliğinde hemen her yeri, tarımla ilgili her alanı ziyaret ettim, yetkililerden bilgi aldım. Bu deneyimimi de Yalın Enstitü web sitesinde yayınladım. (yazımın linki https://www.lean.org.tr/israil-ziraati-ve-otesi-2/ )

Bayramın 3.günü öğlen yemeğini dışarıda yemeye karar verdik. İlk önce çok yakınımızda olan Şelalerin aktığı Sopeli Doğal Yaşam köyünü ziyaret ettik.

Kırkpınar Şehit Cevdet Koç caddesinde arabayla giderken yolda “Titiz Izgara” levhasını gördük, birçok arabanın da park ettiği yeri görmeye karar verdik. Enfes bir köy bahçesinin içinde çok güzel rüstik bir mekânda yer alan “titiz ızgarayı” adeta keşfettik. Enfes bir öğlen yemeği yedik. Sonradan bu mekânın en çok köy kahvaltısı ile tanındığını Erol’dan öğrendim. 

Rahmetli Salim Başoğlu’nun eşi ile var ettikleri ‘titiz ızgara’yı bugün anne ve 4 kızının çalıştırdığını öğrenmiş olduk.

Bayram bitiminde otelden ayrıldıktan hemen sonra kahvaltı için tekrar Titiz Izgara’ya gittik. Enfes bir köy kahvaltısı deneyimi yaşadık. Kızlardan birisi ile sohbet ettik, Anneyi sakin bir mekânda dua ederken gördük. Rahmetli Salim Başoğlu’nun çok iyi evlatlar ve çok güzel bir iş kurmuş olduğunu gözlemledik. Zira dükkânın içinde toplayabildikleri tarihi objeleri sergilemekten geri durmamışlar. Bahçe tam bir mesire yeri. Yazın burada vakit geçirmek, sosyal aktivite yapmak, yemek veya kahvaltı yapmak tam bir deneyim. Hele şehrin gürültü patırtısından bıkanlar için özel bir tedavi mekânı. İnsan düşünmeden duramıyor. Esasında kaldığımız otel her türlü konfora sahip, bayram kalabalığına rağmen. Otelin işleyişi hiç te fena değil. Odalar tabiata bakıyor. Son derecede rahat ve konforlu. Otelin mekanları uluslararası seviyede. Çalışanları insancıl, tam profesyoneller. Hiçbir şikâyetimiz olmadı. Bilakis yaşımız dolayısıyla çok da yardım aldık. Bu otelde eksik olan ve Titiz Izgara ’da var olan bir şey vardı. Bizim en çok kendimizi iyi hissettiğimiz mekân Titiz Izgara oldu. Acaba neden dersiniz?

Dönüş yolunda Erol’un Maşukiyedeki yazlık evine gittik. Daha önce konuştuğumuz üzere çevrede oturan ve Yalın Enstitü’de danışman/Eğitmen olarak görev yapan Toyota emeklisi arkadaşlarla buluştuk, bayramlaştık ve ülkemizdeki yalın üretim çalışmaları üzerinde birkaç saatlik bir söyleşi yaptık. Neleri başardığımızı, nelerde zorluklar yaşadığımızı, daha neleri gerçekleştirmek gerektiği konusunda sohbet ettik. Bu sohbet şirket görüşmesinde pek rastlanılmayacak derecede açık sözlü ve samimi idi. Gelecek Yalın enstitü vizyonundan bahsettik. Önemli konular üzerinde konuştuk. Bu şekilde ramazan bayramımızı kazasız belasız geçirdik. Bu arada reçel, bal ve diğer mamullerden de almayı ihmal etmedik.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.